|
Gece biraz huzursuz geçiyor. Bu köyde pansiyon veya başka yatacak yer olmadığından çadırda yatmak istiyorum ama mütemadiyen yağmur yağıyor. Bunun için ancak otobüs durağında kuru olarak kalabiliyorum. Tabii ki uyumak da mümkün olmuyor. Sabaha kadar anayolun trafiği de zaten uyumaya vakit bırakmıyor. Oturarak bile uyunmuyor. Sabah saat 4’de yeniden yola çıkıyorum. Uykusuzluk ve yorgunluk kendini göstermeye başlıyor. Normalden yavaş yürüyorum. 5 kilometre sonra Simasag diye bir köyde Karavan barda mola veriyorum. Bir kahve ısmarlıyorum ve cihazları şarja takıyorum. Kahve soğuk ve bayat. Adam bayat kahveyi biraz ısıtmış. Adama kahve bayat ve su gibi diyorum. Oda beni anlamadığından kahve sütü veriyor. Sütü de katarsan zaten neredeyse su olacak. Neyse ben keyfimi bozmadan soğuk ve bayat kahveyi içiyorum. Macaristan'da ikinci günüm keyfim kaçmasın. Kahvemi içtikten sonra hesabı istiyorum. 500 Forint diyor. Neee diyorum. Adam düpedüz beni kazıklamaya çalışıyor. Dün akşam çok daha lüks bir yerde 2 kahve için 560 Forint ödemiştim. Ekstra elektrik şarjı içinmiş. 275 Forint veriyorum ve çıkıyorum. Adam arkamdan bakakalıyor. Evet burada da bu tip çakallar var maalesef. Sajkotal köyünde yolumu kaybediyorum. Bir Macar bana yolu tarif ediyor ve her zaman olduğu gibi sorular ve ahlar ohlar bu kadar uzun yürünür mü gibi. Ekin tarlaları arasından ana yol üzerinde yürüyerek Sárvár kentine varıyorum. Yol üzerinde tabii ki bol bol kiraz ve dut yiyerek. Neredeyse dut yemiş bülbüle döneceğim. Sárvár'da telefon bağlantım için Macar simkartı alıyorum. Qfast her zaman olduğu gibi telefon bağlantısını hızla yapıyor ve herkes beni sponsorluğu Qfast tarafından yapılan Hollanda telefon numarasından arayabiliyor. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 733 |
|
Devamını oku...
|