Almanya Gezileri
Rheinsteig Yolunda 1 gün | Rheinsteig Yolunda 1 gün |
|
|
|
2007 yılında Santiago yolunda Leon şehrine gelmeden önce çeşme başında tanıştığım Anna Winkelkotte ve aynı evde yaşayan 2 arkadaşı Bernhard ve Anja (kısaca Bernja diyebilirsiniz bu ayrılmaz ikiliye) ile bugünkü yürüyüşümüze başlıyoruz. Almanya'da gözlemlediğim aynı evde yaşayan insanların uyumu biz Türkleri kıskandıracak kadar güzel. WohnGemeinde, kısaca WG, insanların bir arada yaşadıkları ve aynı ortak alanları paylaştıkları ama kendilerine özel odalarının olduğu bir ev. Burada ortak alanların paylaşımı, bakımı ve temizliği düzenli olarak bina sakinleri tarafından yapılıyor. İdealist tarafları var ama pratik taraflarıda en az idealist tarafları kadar önemli. Hava güzel Beuel kasabasından başlayan araba yolcuğumuz kısa sürüyor. Herkes neşeli. Anna güzel sesi ile şarkı bile söylüyor. Ben akıllıca davranıp yanlız dinliyorum. Benim sesimle şarkı söylediğimde kargalar bile kaçıyor. Rhöndorf'da hava güneşli arabamızı meydana yakın park edip Adenauer evi levhalarını takip ederek ilk Alman Şansölyesi olan Konrad Adenauer'in şimdi müze olan evine geliyoruz. Ev yamaçta kurulmuş ve Ren nehrini görecek şekilde inşa edilmiş.Evin altta sokağa bakan bahçesine sonradan yapılan yönetim binası aynı zamanda müzeninde girişi. Müze girişi tarihi özendirmek amacıyla ücretsiz yapılmış ve grup halinde gezinme ve ziyaret imkanı var. Münferit dolaşım imkanı maalesef yok.
Konrad Adenauer Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile 2. dünya savaşı sonrası Avrupa Birliğinin temelini atan iki ezeli düşman olan ülkelerin liderleri. Geleceği yönetebilen ve yönlendiren bu iki lider Adenauer'ın evinde dönem dönem buluşarak ve kişisel dostluklar oluşturararak Avrupanın ve dünyanın kaderini değiştirmiştir diyebiliriz.
Bugün Avrupanın barış ve refah içinde yaşamasını Adenauer'ın De Gaulle'ye kişisel olarak ayrımcılık yaparak evine davet etmesiyle başlamıştır. Adenauer'ın evinde davet ettiği ve evinde misafir ettiği tek devlet adamı de Gaulle'dır. Adenauer evinin bahçesi güllerle dolu.Bahçede olan ayrı küçük bir köşkte Adenauer çalışmalarını yapmış ve önemli anlaşmaların temelini atmış, evin arka bahçesinde Adenauer ve De Gaulle'nin heykelleri var. Bahçede Anja'nın hamileliği dikkatimizi çekiyor, Berhard'da ayrı gezi günlerini soruyor ve özel misafir gruplarının ağırlanma imkanlarını araştırıyor. Bizde meraklıyız ya soruyoruz gizli gizli neler çeviriyorlar diye. Uzun ısrarlar ve tatlı zorlamalar sonunda evleneceklerini açıklıyorlar. Her ikisi içinde ilk evlilikleri ve bu yaşta hem heyecanlılar hemde evlilik korkusu içindeler. Güllerin arasında bu iki güzel insanın mutluluğu bizide etkiliyor, bizde mutluluğun parçası oluyoruz. Evet, mutluluk bulaşıcı. İnsan beyni aynı anda ancak 1 düşünceyi tutabiliyor. Bu 1 düşüncenin mutluluk olması sizin elinizde. Sizde bilinçli olarak mutluluğu seçebilirsiniz. Mutluluk tamamıyla bir seçenek. Yürümenin dışında tanıdığım insanlar arasında belkide mutluluğu seçenek olarak bilinçli tercih eden Sevgili İlhan Karaçay ağbimiz var. Onun dışında olanlar mutluluğu tesadüfi olarak algılıyorlar. Mutluluğun bilinçli seçimi için çeşitli metodlar olmasına rağmen temel felsefe sizin kendi seçiminizle başlıyor. Mutlu olmak istiyorum demeniz ve buna inanmanız gerekiyor. Hayatta mutlu olmanızı diliyorum. Müze ziyaretimizden sonra sağa dönüyoruz ve eski rahibe okulunun yanındaki ara sokağa giriyoruz. Armut ağaçlarında ki armutlar bahçeden bize bakıyor gel beni topla diye. Yürüyüşümüz tarihi ve ünlü Rheinsteig yolunun bir parçası. Rheinsteig Bonn şehrinden başlayarak 320 kilometrelik bir yürüyüşten sonra Wiesbaden şehrinde sona eriyor. Biz en fazla bugün 14 kilometre yürüyeceğiz. Ama siz burada çeşitli yol seçeneklerini tercih ederek daha fazla yürüyebilirsiniz veya dahada güzeli Bonn'dan başlayarak Wiesbaden'de 10-12 günlük yürüyüş sonunda soğuk biranızı yudumlayabilirsiniz.
Patika yolun sonu köy meydanına çıkıyor. Buradan sağa döndüğünüzde yürüyüş yolu başlıyor. Yol epey kalabalık. Almanlar yaşlısı, genci, kadını, erkeği ve çocukları ile doğa yürüyüşü yapıyorlar. Günün sonunda farkına varacağımki bir milyon Türk vatandaşının yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin bu güzide yürüyüş yolunda numunelik tek bir Türk yok. Sağlıklı yaşam 1 Almanya Türkleri 0. Yenildik yani. Köy meydanındaki çeşmeden doğal maden suyu akıyor. Çeşmenin üstünde Drachenfels Quelle yazıyor, tarih 1844-1949. Sağlıklı bir su, içebilirsiniz ve aynı zamanda mataranızı doldurabilirsiniz. Çeşmenin tam kaşısında olan fırın aynı zamanda restoranda. Fırının pastaları ve kurabiyeleri enfes. Drachenfel şatosunun olduğu yöne baktığınızda Almanya'ya özel ve çok şirin bir uygulamayı göreceksiniz.Halka açık kütüphane olarak kullanılan birkaç raf var. Burada bulunan kitapları okumak için alabilirsiniz veya okumadığınız kitaplarınızı bırakabilirsiniz. Ücretsiz kitap hizmeti. Hem kitaplar çöpe gitmiyor ve okunuyor hemde dar gelirli kişi ve ailelerin kitap ihtiyacı gideriliyor. Yol su kanalına paralel olarak gidiyor ve hafiften yükseliyor. Bugün 444 metre tırmanacağız toplamda. Köyün çıkışında sol tarafta mezarlık var. Adenauer'da burada gömülü. Sonbahar Almanya ormanlarını çok güzel kılıyor. Yaprakların renkleri yeşilden kızıla dönüşüyor ve insanın içini kıpırdatan ve romantikleştiren renk çümbüşü oluşuyor. Bugün güzel havanında etkisi ile yavaş yavaş yürüyoruz. Yol bizi tepeye doğru götürüyor ve bizde hafiften terlemeye başlıyoruz. Ben sanki Hollanda'da yürüyormuş havasında olduğumdan biraz afallıyorum bu kadar yükseklik farkından. Hollanda'daki en yüksek ''Dağ'' buradaki tepelerden alçak. Hollandada dağ olarak tanımlanan tepelerin toplam yüksekliği 1100 metre kadar. Burada yürüyeceğimiz tepe 400 metreden yüksek. Soldaki yol ve patikalar Drachenfells kalıntılarına ve Ölberg'e götürüyor ve biz sağdaki yoldan Annatal vadisi ve Die Löwenburg şatosu kalıntılarına doğru yürüyoruz.
Berhard ve Anja Drachenfels'e doğru yönelirken biz Anna ile Löwenberg tarafına yükselmeye başlıyoruz. 2 kilometre kadar yürüdükten sonra yolun kıyısında oturarak Sonbahar güneşinin ılık ışınları altında azınlığımızı çıkartıp karnımızı doyuruyoruz. Anna bana Almanların usta, kalfa ve çıraklık geleneklerini anlatıyor. Bu geleneğe göre eski çağlarda çırak olarak bir mesleğe başladığında yanında mesleğe adım attığın usta senin kalfa olacağına kanaat getirdiğine seni mesleğin tanınabilir elbisesi içinde ve ''Charlottenburger'' denilen çantaları omuzlarında uzak bir şehirde olan ustaya gönderiyor. Çırak adayı yürüyerek ve para olmadan yola çıkıyor. Yolda hem mesleğini icra ederek günlük yaşamını idame ettiriyor hemde gideceği yere doğru yürüyerek yol alıyor. Çıraklık döneminde çeşitli şehirlerde çıraklık dönemini bitirdikten sonra yeninden kendi şehrine dönerek kalfa olarak mesleğini icra ediyor. Aynı şekilde ustası kalfasının ustalık döneminin geldiğine inanırsa kalfasını yeniden başka ustaların yanına gönderiyor ve usta olduğuna kanaat getirilince bir usta olarak şehrine dönüyor ve meslek locasına usta olarak üye oluyor. Bu nedenle Almanya bir işaretli yürüyüş yolları cenneti. Tam olarak 190.000 kilometre işaretlemiş yürüyüş yolu var. Türkiyede 1000 kilometre maksimum işaretlenmiş yürüyüş yolu var. Mola yerinden sonra 2 kilometre daha yürüyerek Löwenberg restoran'ına geliyoruz. Burası aynı zamanda çeşitli yürüyüş yollarının kavşak noktası. Epey kalabalık. Bir havanın serinlemesine rağmen dışarıda oturup kahvelerimizi yudumluyoruz. Uzun bir yürüyüşten sonra taze kahvenin tadı damağınızda kalıyor. Şerbet gibi geliyor.Berhard ve Anja ile burada yeniden buluşuyoruz. Kahve molasından sonra Berhard fotoğraf çekmek için Anja ile restorandan şatoya doğru yola çıkıyor.Bizde ufak bir tereddütten sonra yola çıkmaya karar veriyoruz. Uzun oturunca hemen hamlaşıyorsun. Yerinden kalkman için neredeyse vinç gerekecek. Restorandan sonra yol dik bir şekilde şatoya doğru çıkıyor. Yol boyunca manzara göz kamaştırıcı ve bizde devamlı duruyoruz. Tabiiki yol yorgunluğununda etkisi var zannedersem. Şato 1247 yılında yapılmış ve o dönem derebeylerinin kendi sınırlarını korumaları için kullanılmış. Zaman içinde harabeye dönüşen şato yeniden tamir edilerek yerel turizme kazandırılımıştır.
Şatodan Bonn şehrini neredeyse net olarak görebiliyorsun ve Bonn şehrinin gökdelenleri ve manzarasının hemen yanında Drachenfels şatosunu silhueti ağaçların arasından süzülüyor. Ayaklarımızı uzatıp akşam güneşinin nehir üzerinden batışını huzurla izliyoruz. Güneşin doğduğu ve battığı zaman dilimi huzur kelimesinin bulunduğu anlar olması gerek. Huzur ve barış. Hepsi burada hemen yanında, elinin altında. Geriye dönme zamanı geliyor. Yokuş aşağı daha hızlı iniliyor ama karanlıkta yeniden geldiğin yolu zor buluyorsun. Hafiften üşümeye başlıyoruz. Yol ayrımlarında yol ayrımları her dakika dahada zorlaşıyor ve orman bir anda korku veren bir kara deliğe dönüşüyor. Uzakta mum ışıklarını görüyoruz. Anna, burası mezarlık diyor. Mezarların üstünde mumlar yanıyor. Hemen her mezarda mum var. Bu mumlar özel mezarlıklar için yapılıyormuş ve hem uzun yanıyormuş, günlerce, hemde rüzgarda ve kötü hava şartlarında çabukça sönmüyormuş. Köy meydanında kahvemizi içip maceralarımızı konuşuyoruz. Burası yürümek için ideal bir bölge. Hollandanın hemen yanı başında olan bu bölgeye sizleride davet ediyorum. Güzel ve sağlıklı yürüyüşler diliyorum. Başka bir yürüyüşte buluşmak üzere hoşçakalın. For Anna Winkelkotte : Thank you for great days and marvellous walks and talks in and around Bonn/Beuel. Thank you for many inspiring moments, It changed my life and thinking. Great gifts are always given by true friends. I am glad to have a friend like you, full of wisdom, joy and spritual inspiration. Live life like you want to live. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 1742
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||
| Bugün | 177 |
| Dün | 194 |
| Toplam | 61896 |